top of page

Kaygının Bulaşıcı Gücü

anilturkyilmaz1
8 Eki
2 dakikada okunur

Çocuğunuz yeni bir ortama girdiğinde arkasına bakmadan koşup oyuna mı karışıyor, yoksa gözleri sürekli sizin onayınızı, endişenizi veya gerginliğinizi mi arıyor? Onu korumak için attığınız her adım, gerçekten onu güvende mi kılıyor yoksa kendi ayakları üzerinde durma cesaretini elinden mi alıyor?


Çoğu zaman ebeveynler olarak "Ben sadece çocuğumu düşünüyorum, onu tehlikelerden ve üzüntülerden koruyorum" sığınağına çekiliriz. Ancak gerçeği kabul edelim Kontrol edilemeyen ebeveyn kaygısı bir koruma kalkanı değil çocuğun özgürlüğünü, cesaretini ve potansiyelini hapseden görünmez bir kafestir.


Siz iyi niyetle her ayrıntıyı kontrol etmeye çalışırken, arka planda işler aslında hiç de planladığınız gibi gitmiyor olabilir.


Ebeveynin kaygısı sessizdir ama çığlık çığlığadır. Siz ağzınızla "Korkacak bir şey yok" deseniz bile kasılan omuzlarınız, sürekli kontrol etme ihtiyacınız ve tereddütlü bakışlarınız çocuğa bambaşka bir dille şunu söyler "Dünya tehlikeli bir yer ve sen ben yanında olmadan asla güvende değilsin."


Bu mesajı sürekli alan bir çocuğun dünyasında zamanla şu hasarlar oluşur


-Ebeveynin aşırı korumacı ve kaygılı tutumu, çocuğun doğal keşfetme arzusunu bıçak gibi keser. Yeni bir oyuna katılmak, yeni bir arkadaşa merhaba demek veya bir problemi kendi çözmeye çalışmak onun için bir tehlike haline gelir. Girişimde bulunmayan çocuk, başarma hissini tadamaz.


Evde veya okulda... Kaygılı ebeveynle büyüyen çocuklar, girdikleri her ortamda diken üstünde dururlar. Çevreyi keşfetmek yerine, sürekli Sırada ne tür bir tehlike var? taraması yaparlar. Bu durum, çocuğun okulda zihinsel ve duygusal olarak rahatlamasını, ortama uyum sağlamasını imkânsız kılar.


Çocuğun adına karar vermek, onun yapabileceği şeyleri kaygıdan dolayı onun yerine yapmak, ona verilen en ağır örtük mesajdır "Sen yetersizsin, sen yapamazsın, ben yapmalıyım."


Bilim Ne Diyor?


Gelişim psikolojisi ve nörobilim alanında yapılan araştırmalar, ebeveyn kaygısının çocuk üzerindeki uzun vadeli yıkımını çok net özetliyor.


Kronik ebeveyn kaygısına maruz kalan çocukların beyinlerinde, stres yanıtını yöneten amigdala bölgesi aşırı duyarlı hale gelir. Bu çocuklar, akranlarının rahatça adapte olduğu sıradan sosyal durumlarda dahi yüksek düzeyde kortizol (stres hormonu) salgılarlar.


Erken çocuklukta aşırı korumacı (helikopter) ebeveyn tutumuna maruz kalan çocukların, ilkokul ve sonrasındaki yaşantılarında duygu düzenleme (öz-düzenleme) becerilerinin anlamlı derecede düşük olduğu, ergenlik döneminde ise kaygı bozukluğu ve sosyal çekiniklik yaşama risklerinin katlanarak arttığı kanıtlanmıştır.


Amacımız kendimizi suçlamak veya felaket senaryoları yazmak değil gerçeği görüp bugünden itibaren direksiyonu kırmak.


Peki Ne Yapmalıyız ?


-Bırakın düşsün, bırakın yemeğini üstüne döksün, bırakın arkadaşıyla ufak bir anlaşmazlık yaşasın. Kendi sorununu kendi çözdükçe "Ben yapabiliyorum" duygusu gelişecektir.


-Zorlanan veya korkan gerçekten çocuğunuz mu, yoksa sizin zihninizdeki senaryolar mı? Okul kapısında vedalaşırken kendi içinizdeki fırtınayı çocuğa yansıtmak yerine, sakinliğinizle ona güvenli bir liman olun.


-Çocuğunuz düşündüğünüzden çok daha güçlü, adapte olabilen ve esnek bir varlık. Ona alan açtığınızda, kendi yetenekleriyle sizi nasıl şaşırtacağına tanık olacaksınız.


Çocuğunuza verebileceğiniz en büyük hediye, her anını kontrol ettiğiniz steril bir dünya değil kendi kanatlarıyla uçabileceğine duyduğunuz sarsılmaz inançtır.


Sevgiyle,


Anıl Türkyılmaz

PSK.DAN / MÜDÜR

Özel Yaşam Bilim Anaokulu

 
 
 

Yorumlar


© 2027 Yaşambilim Anaokulu

bottom of page